“Türkiye’yi AB’de görmek istiyoruz”

21/06/2010

Hollanda Türk İşadamları Derneği (HOTIAD) tarafından Maastricht’te 4’üncü kez düzenlenen Ekonomi Zirvesi’nde, Türk girişimcilerin Hollanda ekonomisine sağladıkları katkıya ve Türkiye’nin AB için taşıdığı öneme dikkat çekildi. İş dünyası ile siyasetçileri bir araya getiren 2 günlük zirveye, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Hollanda Senatosu Başkanı Rene van der Linden, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria van Oomen ve AP üyesi Emine Bozkurt da konuşmacı olarak katıldılar.

“TÜRK TOPLUMU ENTEGRASYONU ARTIK GERİDE BIRAKMIŞTIR”
“400 yıllık dostluk” temalı zirvenin açış konuşmasını yapan Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, Hollanda’daki Türklerin ticaretten, siyasete kadar her alanda aktif olduklarına ve girişimcileriyle topluma doğrudan katma değer sağladıklarına işaret ederek, “Hollanda’ya 1960’lı yıllarda gelen ve iki ülke arasındaki dostluğu bugünlere taşıyan birinci nesle teşekkür etmek istiyorum. Türk toplumu entegrasyonu artık geride bırakmıştır” dedi. Büyükelçi Doğan, Türklerin, özellikle de her iki ülkenin dilini ve kültürünü bilen ikinci kuşağın, Türkiye ile Hollanda arasında önemli bir köprü oluşturduğunu belirtti. Lahey Büyükelçisi, “Hollanda’daki Türk toplumunun, Türkiye’nin AB üyeliği sürecine önemli katkı sağlayacağına inanıyorum” diye konuştu.

“TÜRKİYE’SİZ BİR AB, EKSİK KALMIŞ BİR BİRLİK SAYILIR”
Limburg Eyalet Merkezi’ndeki zirvede HOTIAD’ın çalışmaları hakkında bilgiler aktaran Hollanda Türk İşadamları Derneği ve DEIK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) Avrupa Bölge Komitesi Başkanı Başkanı Turgut Torunoğulları, “Türkiye’yi AB’de görmek istiyoruz. Türkiye’siz bir AB tamamlanmamış, eksik kalmış bir birlik sayılır” dedi. Torunoğulları, girişimcilik ruhuyla dikkat çeken Türk toplumunun, iş dünyasının yanı sıra siyaset, eğitim ve sanatta da önemli başarılara imza attığını kaydetti. HOTIAD Başkanı, Hollanda’nın Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisine sahip olduğunu belirterek, daha sonra şunları söyledi: “Hollanda, markalaşma ve tanıtım konusunda dünya çapında bir ülkedir ve sunduğu fırsatlar açısından yatırımcılar için son derece ilginçtir. Bizler bu fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Girişimcilerimizi daha iyi yerlerde görmeyi arzuluyoruz, onlara HOTIAD olarak her türlü desteği sağlamaya çalışıyoruz. Kadın girişimcilerimizin sayısının da artmasını arzulamaktayız. Onları teşvik etmek amacıyla toplantılar düzenlemeye başladık. Girişimcilerimizin önce ufkunu, sonra da önünü açmayı hedefliyoruz.”

“TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİ DÜNYA İÇİN ÖNEM TAŞIMAKTA”
Türkiye ekonomisinin 2002 yılından itibaren birçok yapısal sorununu geride bıraktığını ve çok başarılı bir performans gösterdiğini anlatan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ekonomik gelişmenin demokratik ve sosyal gelişmeden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Ergün, Türkiye’nin 2005 yılında AB’ye tam üyelik yolunda katılım müzakerelerine başladığını ve bu üyeliğin yalnızca Avrupa ve Türkiye için değil, dünya için de önem taşıdığını belirtti. Sanayi ve Ticaret Bakanı, “Zira Türkiye, doğu ve batı arasındaki köprü konumuyla, dünyada barışı ve istikrarı tehdit eden önyargıların aşılmasında kritik bir role sahiptir. Dünyada ırkçılığın yerini hoşgörü, savaşın yerini barış, çatışmanın yerini diyalog alacaksa, bu süreçte Türkiye muhakkak rol alacaktır, almalıdır. Tarihi biraz olsun okuyan herkes, Türkiye’nin zaten Avrupalı bir ülke olduğunu bilecektir. Burada özellikle Hollandalı dostlarımızdan, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine destek olmalarını beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Avrupa Birliği’ne üye olsun veya olmasın, Türkiye’nin yönü bellidir. Türkiye’nin yönü adalet, demokrasi ve kalkınmadır” diye konuştu.

“TÜRK TOPLUMU AVRUPA’YA DERİNLİK VE GENİŞLİK KAZANDIRDI”
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Maastricht Ekonomi Zirvesi’nin iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştireceğine ve daha ileri noktalara taşıyacağına inandığını ifade etti. Türklerin Hollanda’da 6 milyar doları bulan yatırımlarının 60 binden fazla istihdam sağladığına işaret eden Ergün, Türk toplumunun Avrupa’ya derinlik ve genişlik kazandırdığını belirterek,“Bu zirveyi Hollanda’da yaşayan Türk iş adamları organize ettiler. Sadece bu organizasyon bile, Türklerin Avrupa’ya ne kadar iyi entegre olduklarını göstermektedir” dedi. Nihat Ergün, Hollanda’nın nüfus ve coğrafya açısından sınırlı olanaklarına rağmen, dünyanın en başarılı ekonomilerinden biri olduğunu, Türkiye’nin de bulunduğu coğrafya, sahip olduğu nüfus itibariyle, büyük bir potansiyele sahip olup, son yıllarda bu büyük potansiyeli açığa çıkarmaya, siyasi ve ekonomik gücünü artırmaya başladığını anlattı. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha da gelişebileceğini ifade eden Bakan Ergün, şunları söyledi: “Hollandalı iş adamlarını Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmaya davet ediyoruz. Artık kabuğunu kıran Türkiye daha fazla yükselecektir. Bu toplantı, dünyanın en büyük 17’nci ve 16’ncı ekonomisine sahip iki ülkesini bir araya getiriyor. Böyle büyük iki ekonomi arasındaki ekonomik ilişkilerin de büyük olması gerekir. Ticaretimizin yanı sıra iki ülke arasındaki karşılıklı yatırımları ve üçüncü ülkelerde yapılacak ortak yatırımları da artırmalıyız.”

“TÜRKİYE TERÖR İLE TERBİYE EDİLECEK BİR ÜLKE DEĞİL”
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, konuşmasının bir bölümünde terör konusuna da değinerek, “Türkiye’yi zaman zaman bazı güçlerin terörle terbiye etmek istediğini biliyoruz. Ama Türkiye terörle terbiye edilecek bir ülke değildir” dedi. Avrupa’dan terörle mücadele konusunda destek beklediklerini belirten Bakan Ergün, terörün kaynaklarının kurutulmasında, propaganda gücünün kırılmasında, lojistik desteklerin ve finansal kaynakların kesilmesinde AB ülkelerinin Türkiye ile daha yakın bir işbirliği yapmaları gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE SANAYİ DEVİ BİR ÜLKE HALİNE GELDİ”
TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) ve DEIK (Dünya Türk İş Konseyi) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, hem iş dünyasında, hem de siyasette etkili olmaya başlayan Hollanda’daki Türklerin, Türkiye’ye de etki sağlayacaklarına inandığını söyledi. Türkiye’nin küresel krizden daha önce aldığı önlemler sayesinde iyi çıktığını ve bankacılık sektörünün dayanıklı olduğunu gösterdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Türkiye, İtalya ve Hindistan arasında sanayi devi bir ülke halinde geldi” dedi.

“MAL HAREKETLERİ SERBEST, ÜRETİCİYE İSE VİZE ENGELİ VAR”
TOBB Başkanı, Türkiye’nin ihracatının yüzde 90’ından fazlasının sanayi ürünlerinden oluştuğunu, sanayisi olmayan ülkelerin ise krizden daha fazla etkilendiklerini anlattı. AB ülkeleri tarafından Türklere vize uygulanmasını da eleştiren M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Türkiye ile AB arasında mal hareketleri serbest. Mallar serbestçe gidiyor, malını satacak adama ise maalesef engeller var. Avrupalı Türkiye’ye geldiğinde engel yok, ben Avrupa’ya gitmek istediğim ise vize var” diye konuştu. AB ile ABD arasında rekabet yaşandığına ve Avrupa’nın özellikle bilgi teknolojilerinde ABD’nin gerisinde kaldığına dikkat çeken TOBB Başkanı, “AB genç nüfusunu kaybetti. Bilişim sektöründe çalışanlar 20-30 yaş grubundan. Türkiye’nin nüfusunun yarısı ise 36 yaşın altındakilerden oluşmakta” diyerek, Türkiye’nin üyeliğinin AB’nin yararına olacağını belirtti.

“TÜRKİYE AB İÇİN ÖNEMLİ”
Türkiye’de son 10 yıl içinde büyük değişimler yaşandığını belirten Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen, değişim hızının son yıllarda azaldığı eleştirisini yaptı. Ria Oomen iş adamlarına da “Krizin beraberinde getirdiği fırsatlardan yararlanın” çağrısında bulundu. Avrupa Parlamentosu’nun PvdA’lı (İşçi Partisi) üyesi Emine Bozkurt da vize uygulamasını eleştirdi. Bozkurt, “Ürünlere serbest dolaşım var, ama o ürünlerin sahipleri, yani üretenler Avrupa’ya gelebilmekte zorlanıyor” diye konuştu. Bozkurt, Türkiye’nin AB için önemli olduğunu belirterek, “Geleceğin Avrupa’sında Türkiye’nin önemi daha da artacak” dedi.

“SEÇME HAKKI İSTİYORUZ”
Ekonomi Zirvesi’nin ikinci gününde M. Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığında Dünya Türk İş Konseyi Avrupa Türk Girişimciler toplantısı yapıldı ve ardından da “Ekonomik kalkınmada eğitimin rolü” konulu interaktif oturum düzenlendi. Dünya İş Konseyi’nin faaliyetleri hakkında bilgiler veren Turgut Torunoğulları, Türkiye’den seçimlere etkin katılım olanağının sağlanmasını istediklerini ve Avrupa’daki Türk girişimcilerin lobi faaliyetlerine destek beklediklerini söyledi. Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, Hollanda iş dünyası ve medyası ile ilişkilerin daha da geliştirilmesinin taşıdığı öneme dikkat çekerken, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, dünya ile ilişkilerin güçlendirilmesinin ticaret hacmini arttıracağını vurguladı. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Lenin’in ‘Organize olmuş azınlıklar organize olmamış çoğunluğu idare ederler’ diye önemli bir sözü vardır. Bu çok doğru ve biz de etkili olabilmek için birlikte hareket etmeli, birlikteliği sağlamalıyız” diye konuştu.

© InterAjans – Maastricht

Avrupa’daki işadamları Maastricht’te bir araya geldi

21/06/2010

Programda bir konuşma yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Hollanda’daki Türk işadamları tarafından düzenlenen bu ekonomi zirvesinin, iki ülke arasındaki ilişkilere ciddi katkı yaptığına inandığını söyledi. Bakan Ergün, kürselleşme sürecinde artık sınırların ortadan kalktığını ve bu noktada işadamları ve sivil toplumun ön plana çıktığını da belirtti.

Dünyanın başarılı ekonomilerinden biri olan Hollanda’nın Türkiye’de çok takdir edildiğini aktaran Ergün, Hollanda ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin oldukça iyi seviyede olduğunu söyledi.    Bu ekonomik potansiyelin daha da artması gerektiği üzerinde duran Bakan Ergün, iki ülke arasındaki potansiyelin daha fazla olduğunu ileri sürdü.
Yatırımcılar açısından Türkiye’nin oldukça iyi imkânlara sahip olduğunu, 2003 yılında çıkarılan doğrudan yatırımcı yasasının yerlilere olduğu kadar yabancı yatırımcılara da aynı imkânları getirdiğini ifade eden Ergün, “Batının doğuya, doğunun da batıya açılan kapısı olan Türkiye, yatırım için oldukça elverişli bir ülke. Bu yüzden Hollandalıları yatırım yapmaya davet ediyoruz.” dedi.

Son yıllarda yapılan reformlar ve atılan adımlarla Türk ekonomisinin ciddi ivme kazandığını söyleyen Bakan Ergün, ihracatımızda önemli bir gelişme olduğunu ve bunda komşu ülkelerle geliştirilen ilişkilerin rolü olduğunu söyledi. “Diplomatik ilişkilerinizi geliştirmediğiniz yerlerde işadamlarının ilişkileri de gelişmez.” diyen Ergün, Türkiye’nin dış politikası ile ekonomik politikası arasında bir paralellik bulunduğunu dile getirdi.

2009 yılında başlayan küresel krizden dolayı yaşanan daralmaya rağmen Türk ekonomisinin büyüdüğüne işaret eden Ergün, Türkiye’nin büyüme performansının benzerlerinden daha iyi olduğunu savundu. Mali disiplin ve bankacılık konusunda daha önce yapılan düzenlemelerin krizin hafif atlatılmasında önemli rol oynadığına da değinen Ergün, “Bütçe performansına baktığımızda Türkiye’nin AB’nin en başarılı ülkesi olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin kriz döneminde kaybettiklerini en erken telafi etmeye başlayan ülke olduğunu da anımsatan Nihat Ergün, “İhracatımızda ciddi bir gelişme var. İşsizlikte gerileme yaşanıyor. Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin ne kadar önemli bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. İhracatımız bir kaç yıl içinde ciddi bir gelişim göstermiştir. Ekonomik gelişme, demokratikleşmeyle paralel yürümekte. Demokratikleşme ve dış politika konusunda atılan adımlar Türkiye’yi ayrıcalıklı kılıyor.” dedi.
Türkiye’nin AB yolundaki çabalarından övgüyle bahseden Hollanda Senato Başkanı Rene van der Linden ise, Rusya ile birlikte bu iki ülkenin birlik için önemli ortaklar olduğuna işaret etti. Türkiye’nin AB’ ye üye adayı olarak farklı bir konumda bulunduğunu, bunun yanı sıra Avrupa Konseyi’nde ve NATO’ da sadık bir üye olduğunu anımsatan Linden, “Kafkasya’daki sorunları da Rusyasız çözemeyiz. Türkiye’ye AB konusunda söz verildiyse yerine getirilmeli. Özel partnerlik değil, üyelikten bahsediyorum. Türkiye reformları, AB için değil; kendi vatandaşları için yapmalı. Bunu yaparsa üyelik de kolaylaşır. Türkiye bence en önemi adaylardandı, hâlâ da öyle.” ifadelerine yer verdi. Türkiye Hollanda arasındaki ilişkilerinde iyi bir seyir izlediğine temas eden Senato Başkanı, iki ülke arasındaki 400 yılık ilişkilere ilişkin kurulan danışma kurulunun da başkanlığını yaptığını hatırlattı.Türkiye’nin komşularıyla zor olan ilişkilerinin anlaşılması gerektiğine de değinen Hollanda Senato Başkanı, İsrail ile yaşanan gerginliğe değinerek, “ Umarım iki ülke arasındaki kapılar açık kalır. Ortadoğu’daki sorunlar, kapılar açık kalırsa çözülür.” dedi. “Parlamenter diplomasiye inanıyorum.” diyen Van der Linden, ancak bu yolla direkt etkide bulunabileceğini belirterek Avrupa Parlamenter Konseyi Başkanlığı’na Mevlüt Çavuşoğlu’nun seçilmesinin de memnuniyet verici olduğunu söyledi.

AVRUPA'YA GELEN İLK NESLE ŞÜKRAN BORÇLUYUZ


Türkiye ile Hollanda arasındaki 400 yıllık köklü ilişkinin önemine değinen Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan da, Hollanda’ da bulunan Türk ve Hollandalı dostların bu köklü ilişkiye, ciddi katkılar sağlayacağını söyledi. Bundan yarım asır önce Hollanda’ ya gelen ilk nesle şükran borçlu olduklarını belirten Doğan, birinci neslin meşakkatli çabaları sonunda diğer nesillerin bugün başarıyı yakaladığını kaydetti. Hollanda’daki Türk vatandaşlarının entegrasyon konusunda ciddi bir gelişme gösterdiklerini belirten Doğan, buna örnek olarak önemli başarılara imza atan işadamlarını gösterdi.
Türkiye’nin AB yolundaki çabalarına da değinen Doğan, işadamlarına “AB yolundaki ilerleyişimize sizlerin de büyük katkınız olacaktır.” yönünde mesaj verdi.

TÜRKİYE'Yİ AB'DE GÖRMEK İSTİYORUZ


Hollanda’da bulunan Türklerin, son derece başarılı olduğunu belirten Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Bölge Komitesi ve HOTİAD Başkanı Turgut Torunoğulları da konuşmasına, “Bu girişimci duygunun bir eseri olarak kimimiz işadamı, kimimiz siyasetçi, kimimiz sanatçı olduk. Kısacası büyük başarı yakaladık.” diyerek başladı. Dört yıldır düzenlenen Maastricht Ekonomi Zirvesi’nin artık geleneksel hale geldiğini de anımsatan Torunoğulları, bu ülkenin girişimciler açısından cazip fırsatlar sunduğunu ileri sürerek, Türkleri bu cazip yatırımlardan daha iyi istifade etmeye davet etti. Markalaşma konusuna da değinen Torunoğulları, bu bağlamda Türkiye’de ve Hollanda’da yatırım yapmak isteyenlere hizmet verdiklerini ve bunun devam edeceğini aktardı. “Girişimcilerin yanındayız, bu devam edecek diyen.” Torunoğulları, işbirliklerinin önemi üzerinde durdu. Hollandalıların profesyonelliklerinden istifade edilmesi çağrısında da bulunan HOTİAD Başkanı, Hollanda’daki Türk girişimci kadın sayısının az olduğunu ve bu sayının giderek artması gerektiğini aktardı. “İşadamlarının önce ufkunu sonra da önlerini açmak istiyoruz.” diyen Torunoğulları Türk işadamlarının, yanlarına Hollandalı ortak almaları durumunda daha başarılı olacaklarını aktardı. Türkiye’nin AB üyeliği konusuna da değinen Torunoğulları, “Türkiye’yi AB’de görmek istiyoruz. Çünkü Türkiyesiz AB eksik ola-
caktır.” değerlendirmesinde bulundu.

REFORMLARI TAKDİR EDİYORUZ


Zirvede bir konuşma yapan AP Türkiye Raportörü Ria Uijmen Ruiten, Hollanda’da Türk asıllı işadamlarının sayısının her geçen gün daha da arttığını ve bunun sevindirici olduğunu, çünkü bu durumun Hollanda’ya katkı anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’de son dönemlerde AB yolunda ciddi reformların olduğuna da değinen Ruijten, bunun Avrupa tarafından takdirle karşılandığını söyledi. Ama bu reform çalışmalarında son yıllarda bir yavaşlamanın yaşandığını ileri süren AP üyesi, ilk yıllardaki heyecan ve atikliğin şimdi görülmediğine işaret etti. “Türkiye’de toplumun değişik kamplara bölünmesinin önüne geçilmelidir.” diyen Ruijten, bu çerçevede başlatılan demokratik açılımın sürmesinden yana olduğunu söyledi. Buna paralel olarak anayasa değişikliği konusundaki çalışmalara da atıfta bulunan Türkiye Raportörü, “Demokratik açılımı takdir ediyorum, bu açılım devam etmeli; çünkü bu şekilde toplumu birleştirebilirsiniz. Şu anda anayasa değişikliği konusunda da ciddi bir çalışma var. Umarım Anayasa Mahkemesi bu değişikliği engellemez ve referandum yapılır. Bu, demokratikleşmeyi getirir. Demokratikleşme de ekonomik canlanmaya yol açar. Ayrıca yolsuzluk da önlenir.” şeklinde konuştu. AP Türkiye Raportörü, Türkiye’nin ekonomik performansının da oldukça etkileyici olduğunu söyledi.

TÜRKİYE AB'YE GİRMELİ

Türkiye’ninAB’yegirmesigerektiğiüzerindeduran AP Milletvekili Emine Bozkurt ise, jeopolitik konumu ve sahip olduğu imkânlarla Türkiye’nin birliğe ciddi katkılar sunacağını aktardı. Programa Türkiye’den katılan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da sözleri ne Hakkâri’ de şehit olan 10 askerin kaybından dolayı yaşadığı üzüntüyü belirterek başladı. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, hiçbir şeyin şiddetle çözülemeyeceğini aktararak, “İnşallah akıl galip gelir.” dedi.
HOTİAD tarafından düzenlenen bu zirvenin, Hollandalı Türklerin geldiği başarı noktasının bir ispatı olduğunu da dile getiren Hisarcıklıoğlu, Hollanda ile Türkiye arasındaki 400 yıllık köklü ilişkilerin bu başarıda önemli bir rol oynadığına değindi. Tüm dünyanın ekonomik anlamda çok zor günler geçirdiğini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, birçok ülkenin bu krizden etkilendiğini, Türkiye’nin ise geçmişte aldığı tedbirlerden dolayı krizi daha hafif hissettiğini söyledi.

AB adaylığı konusunda atılan adımlardan da bahseden Hisarcıklıoğu, “AB’ye dönük hedefimiz tam üyeliktir.” dedi. Türkiye’nin bu konuda bir haksızlıkla karşı karşıya olduğunu ileri süren TOBB Başkanı, Gümrük Birliği Anlaşması’na rağmen işadamlarına AB’ye gelirken vize zorunluluğu olmasının haksız rekabete yol açtığını söyledi.

K. YASİN YAĞCI, BASRİ DOĞAN Maastrıcht (ZAMAN)

EK1: HABER ZAMAN KAPAK

EK2: HABER ZAMAN İÇ SAYFA 4

EK3: HABER ZAMAN İÇ SAYFA 5


 

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün: “Eksen kayması olduğunu iddia edenler yanlış içinde”

21/06/2010

Türkiye’nin attığı bu adımlar sonucunda ticaretinde ciddi bir canlanmanın gerçekleştiğini de hatırlatan Ergün, özellikle dış politika konusundaki açılımların ‘Eksen kayması’  şeklinde değerlendirenler yanlış içinde olduklarını söyledi. “ Türkiye kabuklarını kırıyor’ Diyen Ergün, Gazze olayından dolayı İsrail ile yaşan gerginliğe de değinerek, İsrail halkına ve Musevilik inancına karşı olmadıklarını, karşı oldukları şeyin İsrail’in Orta Doğu’ ya dönük politikaları olduğunu kaydetti. Türkiye’nin tutumunun son derece net olduğunu ileri süren Bakan Ergün, “Türkiye’nin tutumu İsrail hükümetlerinin yanlış politikalarınadır. Birisinin yanlışı söylemesi gerekir. Türkiye bunu söylüyor. Dünyanın yanlışa destek olmasından vazgeçmesini istiyor Türkiye. Çünkü bu yanlışa destek olmak Orta Doğu’ da barış ve istikrarı tehdit eder. Dünya Barışını da tehdit eder hale gelmekte. Türkiye’nin ne yaptığı ve ne istediği doğru bir şekilde anlaşılmalıdır. ”  değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin BM’ deki İran oylamasında verdiği hayır diplomatik kapıların açık kalmasını sağladığına işaret eden Sanayi ve Ticaret Bakanı, bugün AB ülkelerinde bir çok siyasetçinin bu tutumu takdir ettiğini ileri sürdü. Çünkü çatışmaların nelere mal olduğunun görüldüğünü, bunun en iyi örneğinin de Irak’taki savaş olduğunu anımsatan Ergün, diplomatik kanallarla çözülebilecek problemlerin diplomasi dışına taşındığı zaman nasıl başka problemlere yol açtığının göz önünde olduğunu ifade etti. “Bütün bu yaşananları bir eksen kayması şeklinde değerlendiren büyük bir yanılgı içindedirler” diyen Ergün, bu yaşanan sürecin kesinlikle eksen kayması olmadığını ileri sürdü.

Yaşananları Azerilerin “Her şey gaydasındadır “ sözüyle açıklayan Ergün, olması gerekenlerin yaşandığının altını çizdi. “Türkiye’nin yüzünün Ortadoğu’ ya, Afrika’ya ve Güney Amerika’ya da çevirmiş olması Avrupa’dan ve Batı dünyasından yüz çevirdiği anlamına gelmez” diye konuşan Nihat Ergün, Türkiye’nin bütün dünya ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesinin evrensel ilkelerden taviz verdiği anlamına gelmediğini, bunu aksini iddia edenlerin haksızlık yaptığını anlattı. Türkiye’nin yönünün belli olduğunu ve bu yönün de muasır medeniyetler seviyesi olduğunun altını çizen Bakan Ergün, ülkemizin gücünü arttırmak için aktif bir dış politikanın zorunluluğu üzerinde durdu. Ticaretin gelişmesinin dış ilişkilerin geliştirilmesiyle mümkün olacağına değinen Sanayi Bakanı, “2002 yılında ihracatımız 36 milyon dolarken 2008 yılında nasıl oldu da bu rakam 132 milyara çıktı. Kendi kendine mi çıktı yani? Siyasetçimiz ve işadamımız dünyayı dolaştığı için oldu bu. ”

Bu politik anlayışın barış değil çatışmaya ve dünya barışına tehdit edecek içerikte olduğuna işaret eden Ergün, Türkiye’nin diplomatik köprüleri kapatmadığını tam tersine yaptıklarının köprülerin açık olduğunun bir işareti olduğunu kaydetti. “Türkiye’nin diyalog kapıları herkese açıktır”  diyen Sanayi Bakanı,  “Yeter ki muhataplarımız doğru politika izlesinler” diye konuştu.

Daha önceleri ‘Bekle gör politikası’  izleyen Türkiye’nin bunu terk edip yaşanan küresel sorunlara eğildiğini anlatan Ergün, artık üç tarafımız deniz, dört tarafımız düşmanlarla çevrili anlayışın geride kaldığını açıkladı. “Herkes bize düşmansa, bu ilişki üzerine politika inşa ediyorsan o zaman hangi ticari ilişkiyi geliştirirsiniz?” diye soran Ergün,

Türkiye’nin İspanya ile birlikte Medeniyetler İttifakı eş başkanlığı yaptığını da hatırlatan Bakan Ergün, bu sayede medeniyetleri birbirleriyle çatıştırmaya çalışanlara karşı  inançları ve farklılıkları bir arada tutmayı amaçladıklarını kaydetti.

Geçtiğimiz günlerde muhalefet partilerinden birisinin ‘ Haritada yerini bile bulmada zorlandığınız ülkelerde ne işiniz var”  diye sorduğunu anımsatan Ergün, şu değerlendirmede bulundu: “ Türkiye’yi yıllardır nasıl bir zihniyetin yönettiğini bu soru açıkça göstermektedir. Bugün Türkiye’ ye bu tür zihniyetler uymaz. Şimdiki Türkiye böyle bir Türkiye değil. Küreselleşmenin temel parametre olduğu bir dönemde uzak diye bir kavram olabilir mi? Gitmezsen uzak. Bilgi eksikli yok, ulaşmazsan bilgi eksikliği var. Bilgi değil ilgi yok. Bu zihniyet aslında yıllardır sizlere de uzak duran zihniyettir.”

Büyükelçiliklerde zihniyet değişimi yasandı

Türkiye’nin yurtdışında görev yapan büyükelçiliklerinde son yıllarda büyük bir zihniyet değişikliğinin yaşandığını belirten Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise yaptığı konuşmada, bunun son derece sevindirici olduğunu söyledi. “Bu değişikliği birkaç elçiye sordum ve şu cevabı verdiler: ‘ Başbakan ve Dışişleri Bakanımız girişimciler ve her Türk’ e yakın olacaksınız dediler’ “diyen Hisarcıklıoğlu, bu yakın ilginin Avrupa’da bulunan Türkleri de sevindirdiğini ettiğini kaydetti.

Aynı zamanda Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Başkanlığı yaptığına da değinen Hisarcıklıoğlu, 150 milyonluk Amerika’da 7 milyon Yahudi’nin bulunduğunu ama, ABD başkanlığına aday olan herkesin önce İsrail’e selam gönderdiğini ileri sürerek, bunun temel sebebini bu insanların örgütlenmiş olmalarına bağladı.

“Bir birinizi sevmedikçe mükemmel insan olamazsınız. Bir birinizin hatasını görmeyin, hatasız olan bir tek Allah’tır” diyen Hisarcıklıoğlu “Hata ararsak çok hata buluruz. Burada azınlıktasınız. Bir birinizi hatalarınızı görmeden sevin. Etkili olmanın yolu buradan geçiyor.” diye konuştu. Türklerin çok başarılı olduğunu ama bir türlü başarılı bir şekilde örgütlenemediklerinin altını çizen TOOB Başkanı, iki el bir araya gelmedikçe sesin çıkmayacağına işaret etti.

 AB üyeliğini destekliyoruz

Düzenledikleri bu toplantıların Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde bir kilometre taşı görevi gördüğüne inandıklarını kaydeden Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Bölge Komitesi  Başkanı Turgut Torunoğulları da, Türkiye’nin üyeliğine destek olduklarını anlattı. DTİK çatısı altında yer alan Avrupa Bölge komitesi olarak Avrupa’ da  iş yapan Türk işadamlarının yaşadıkları sorunlara çözüm üretmeye çalıştıklarını anlatan Torunoğulları, bu konuda Türkiye’ den destek aldıklarını söyledi. Hollanda içinde ve dışında şimdiye kadar çok sayıda toplantı gerçekleştirdiklerine de değinen Torunoğulları, bu çabalarında Türk hükümetinin kendilerine gösterdiği yakın ilgiye teşekkür etti.

Hedefleri arasında lobiciliğin önemli bir yer edindiğini kaydeden Torunoğulları, Türkiye’ den bazı talepleri olduğunu belirterek şöyle konuştu: “ Lobiciliğimizin başarıya ulaşması için sivil toplum kuruluşlarına destek verilmesi önemlidir. Avrupa’daki Türk girişimciler örgütleri bazı eğitimlerden geçirilmelidir. Türk tanıtım fonu Avrupa’daki Türk girişimciler yakın iletişimde olmalıdır. Lobiciliğimizde başarılı olmamız Türkiye’nin vereceği desteğe bağlıdır.” Avrupa’ da yaşayan Türklere seçme ve seçilme hakkının verilmesi gerekliliği üzerinde de duran Torunoğulları, Ankara’nın Brüksel ile olan ilişkilerinde Avrupa’daki sivil toplum örgütlerinin yer almasını istedi.

Programda bir konuşma yapan Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan ise, Türk işadamlarına, Hollandalı işadamları ve kurumlarla olan ilişkilerin daha da artırmaları tavsiyesinde bulundu.

Yasin Yağcı –  Basri Doğan,  Maastricht (ZAMAN)

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu: “Kanatlarımızı hep beraber çırpmamız gerekiyor”

21/06/2010

TOBB ve DEİK Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu Lenin'in ''Organize olmuş azınlıklar organize olmamış yığınlara hükmeder'' sözüne atıfta bulunarak, ''İsrail'in yaptığı gibi bizim de kanatlarımızı hep beraber çırpmamız gerekiyor. Bunun için de güçlü ve etkin Türk diasporasını oluşturmamız gerekiyor'' diye konuştu.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün de toplantıda bir konuşma yaptı. Bakan Ergün, Türkiye'nin Gazze'de yaşanan insanlık dışı gelişmelere karşı gösterdiği tutum nedeniyle zaman zaman eleştirilse de sağduyu sahibi herkesin takdirini kazandığını dile getirdi. Ergün, Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler’de, İran'ın nükleer programına karşı yapılan oylamada ''hayır'' oyu kullanarak diplomatik kapıların açık kalmasını sağladığını anlattı.

-''Türkiye, dünyada yaşanan ekonomik krizi iyi yönetti”

Türkiye'nin bugün tarihin en ağır küresel krizlerinden birini, dünyada en başarılı bir şekilde yöneten ülkeler arasında olduğunu ifade eden Ergün, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşanan gelişmelerin, Türkiye'nin krizi ne kadar iyi yönettiğini açıkça gösterdiğini belirtti.

Nihat Ergün, kriz döneminde kredi derecelendirme kuruluşlarının birçok ülkenin notunu düşürdüğünü anımsatarak, bu dönemde, farklı derecelendirme kurumlarının Türkiye'nin kredi notunu artırdığını kaydetti.

-“Lobi faaliyetleri için destek şart”

Hollanda Türk İşadamları Derneği'nin (HOTİAD) Başkanı Turgut Torunoğulları da, yurt dışındaki Türk işadamlarının lobicilik faaliyetlerinde başarılı olabilmesi için Türkiye'nin desteğinin şart olduğunu söyledi.

Torunoğlu ayrıca, Avrupa'da yaşayan Türklere Türkiye'de seçme ve seçilme hakkı verilmesini de talep etti.

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu: “Hedef tam üyelik”

21/06/2010

Hisarcıklıoğlu, konuşmasında Hollanda ile Türkiye arasındaki ilişkilerin, neredeyse 400 yıllık bir geçmişe dayandığını ve 2012 yılında ilişkilerin 400'üncü yılının kutlanacağını belirtti.

Bugün Hollanda'da yaşayan 400 bin Türk'ün de bu dostluk bağının güçlenmesinde rolü olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu, yapılan seçimlerden başarı ile çıkan Türk parlamenterleri kutladı.

Avrupa'da yaşayan Türklerin, siyasette aktif rol almalarından her zaman sevinç duyduklarını ve bunu desteklediklerini dile getiren Hisarcıklıoğlu, bu kapsamda, başkanı olduğu Dünya-Türk İş Konseyi vasıtası ile dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren, bulundukları ülkelere ekonomik anlamda değer katan Türk girişimcilerini siyasi arenada da aktif olmaları için desteklediklerini anlattı.

M. Rifat Hisarcıklıoğlu, tüm dünyanın ekonomik anlamda çok zor bir yıl geçirdiğini, Türkiye'nin de küresel ekonomik sisteme entegre olmuş bir ülke olarak bu krizden etkilendiğini ifade ederek ancak Türkiye'nin bu krizden her şeye rağmen başarı ile çıktığını söyledi.

Krizin etkilerinin nispi olarak azalmaya başladığı bir döneme girildiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, Türkiye ekonomisinin gelişme sinyalleri verdiğini, istihdam rakamları ve sanayi kapasite kullanım oranları artışının da bunun göstergesi olduğunu kaydetti.

M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin AB serüveninin, yeni bir gelişme olmadığını, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin, yarım asır önce başladığını hatırlattı.

Türk iş dünyası olarak, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini ilk günden beri desteklediklerini belirten Hisarcıklıoğlu, AB idealinin ancak Türkiye'nin tam üyeliği ile tamamen hayata geçirilebileceğine inandıklarını anlattı.

''Çok iyi biliyorum ki Avrupa'daki iş adamı dostlarımız, Türkiye'nin AB üyeliğini yürekten destekliyorlar'' diyen Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının, Türkiye'nin AB için önemini kavramış durumda olduğunu, bunu, Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (EUROCHAMBRES) seçimleri süresince yakından gözlemlediğini anlattı.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin yapısal reformları kendisi için yaptığını dile getirerek, Türk insanının Avrupa'da yaşayan bir vatandaştan hiç bir farkı olmadığını kaydetti.

-Türkiye’nin AB üyeliği

Bugün Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde ivme kaybetmesinin nedeninin, ''AB üyesi ülkelerin fasıl açmadaki kıskançlığı'' olduğunu savunan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

''Neredeyse açılacak, müzakere edilecek fasıl kalmadı. Elimizde tek bir fasıl var, çevre faslı o da paraya bakıyor. Çevre faslı 70 milyar avroya mal olacak. Bunu da açıyoruz.

Türkiye AB ile 1964, 1996 ve 2005 yıllarında çeşitli anlaşmalar yaptı. Biz AB ile üç dikiş attık. Ama hala işi sağlama bağlayamadık. Artık dördüncü dikişi atacak yer kalmadı. Bundan sonra hedef tam üyelik. Öyle bir haksızlıkla karşı karşıyayız ki 96'da demişiz ki 'mal hareketleri serbest'. Şimdi mallar serbest, malı satacak adama maalesef engel var. Ben buraya gelirken vize almak mecburiyetindeyim. Ben buraya gelirken engel var o bana gelirken engel yok. Burada müthiş bir haksızlık var.''

Türkiye'nin AB üyeliğinin, Avrupa'nın medeniyetine, kültürüne çok önemli katkılar sağlayacağını dile getiren Hisarcıklıoğlu, bunun AB için büyük fırsat olduğunu kaydetti.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 2009 yılında yapılan seçimlerde, tarihte ilk defa, AB üyesi olmayan bir ülkenin temsilcisi olarak, EUROCHAMBRES Başkan Yardımcılığına en fazla oyu alarak seçildiğini anımsattı ve Avrupalı meslektaşlarının bu desteğinden memnuniyet duyduğunu, aynı desteği siyasilerden de beklediklerini sözlerine ekledi.

-Türkiye raportörü Ria Oomen Ruijten

AP Parlamenteri Türkiye Raportörü Ria Oomen Ruijten ise Türkiye'nin reform sürecinde yavaşladığı eleştirisinde bulunarak, ''İlk yıllardaki gibi atiklik yok. Takdir ettiğimiz teklifler yapılıyor. Bunlar tartışılıyor ama pratiğe dökülmüyor. İnsanlar gölgelerini aşıp reformları yapmak zorundadır'' diye konuştu.

Türkiye'de toplumun değişik kamplara bölündüğünü savunan Ruijten, ''Demokratik açılıma devam edin ki toplumu birleştirin'' dedi.

Anayasa değişikliğinin tarafsız ve özerk bir yargıyı amaçladığını kaydeden Ruijten, ''İnşallah Anayasa Mahkemesi engellemez de reform süreci devam eder'' değerlendirmesi yaptı.

Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyinde İran'a yaptırım kararlarına karşı çıkmasını değerlendiren Ruijten, ''Konseyde tek bir ses çıkmamasını tuhaf karşıladım'' yorumunda bulundu.

Hollanda Senato Başkanı Rene Van Der Linden de Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı çıkanlara yönelik, ''Karşı çıkanlar verdikleri sözü yerine getirmiyorlar. Söz verildiyse bunu yerine getirmeye mecbursunuz. Özel partnerlikten değil, üyelikten bahsediyoruz. Türkiye AB'de en önemli aday ülkelerden biriydi, hala öyle…'' diye konuştu.

Linden, AB'nin en önemli iki ortağının Türkiye ve Rusya olduğunu da kaydetti.

Dolar karşısında değer kaybeden avroya da değinen Linden, ''Avrupa avrosuz yapamaz. Dünya hızlı değişiyor. Dünya Avrupa'yı beklemez. Ortak para gereklidir. Tek sesle konuşmamız lazımdır'' diye konuştu.

Türkiye-İsrail ilişkilerini ''zor bir ilişki'' diye değerlendiren Linden, ''Umut ediyorum, İsrail ile Türkiye arasındaki köprü açık kalır. Orta Doğu'da istikrarlı bir ortam olması için bütün ülkelerin köprüleri açık tutması gerekir'' dedi.

-“Temmuz Ağustos aylarında işsizlik yüzde 10’lara inebilir”

Öte yandan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Hollanda Türk İşadamları Derneği'nin (HOTİAD) düzenlediği ''Dünya Türk İş Konseyi Avrupa Türk Girişimciler Toplantısı''na katılmak için Hollanda'da bulunan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, gazetecilerle bir sohbet toplantısı düzenledi.

Ergün, hükümet tedbirlerinin normal akışın olmadığı, normal akışı engelleyen sebeplerin ortaya çıktığı zaman devreye girdiğini belirterek, hükümetin ekonomik kriz zamanında aldığı tedbirlerin mali boyutundan ziyade psikolojik boyutunun önemli olduğunu anlattı.

Ekonomik konularda konuşurken herkesin, köşe yazarlarının da bu psikolojiyi dikkate alarak konuşması ve yazması gerektiğini ifade eden Ergün, karamsar yazıların ekonominin aktörlerini, tüketiciyi etkilediğini kaydetti.

Ergün, ulusal istihdam stratejisinin önemli bir bölümünün uzun vadede istihdamla ilgili sorunları ele alan ve çözüm önerilerini ortaya koyan bir çerçevesi olduğunu ifade ederek, part time (yarı zamanlı) çalışma, kıdem tazminatı gibi konuların kısa vadede çözümü olan konular olmadığını belirtti.

Türkiye'de iş verenlerin hem işsizlik sigortası fonuna para ödediklerini, hem de kıdem tazminatı için para ayırmak durumunda kaldıklarına işaret ederek, bunun iş dünyasında çok ağır bir yük olduğunun tartışıldığını kaydetti.

Mart ayı işsizlik verilerinin mart ayında yüzde 13,4'e indiğini anımsatan Ergün, temmuz ve ağustos aylarında işsizliğin yüzde 10'lara inebileceğini ve burada bunun kalıcı olabileceğini ifade etti.

Bakan Ergün, belki 11. ve 12. aylarda işsizliğin 1 puan yükseleceğini dile getirerek, işsizliğin yüzde 10'larda kalıcı olması durumunda bile bunun daha aşağılara çekilmesi gerektiğini vurguladı.

19.06.2010